şifalı bitkiler

Sevgi Çocukları Şımartır mı



Sevgi Çocukları Şımartır mı

Elbette tüm anne babalar çocuklarını bir sürü sever, onlar bizim canımız, kanımız, herşeyimizdir. Fakat severken farkında olmadan kayıp veriyorsak acaba çocuklarımızı sevmenin bir miktarı mü olmalı? Bu problemin yanıtı emelli psikolog hekim Cemre Soysal’ın yazısını okuyalım.

Çocuklar anne babaların hayatlarındaki en mühim varlıklardır. Uzunca aynı ritimde devam eden bir bekleyişin akabinde kavuştukları çocuklarına ellerinden gelen ne varsa vermeye, imkanlarını onlar emelli seferber etmeye hazırlardır. Bazen ebeveynler kendisi çocukluklarından olan hayallerini, eksikliklerini, yaşayamadıklarını da çocuklarına sunarak bir nevi telafi etme hevesi içerisinde olabilirler. Tüm bu hayaller ve yüklü hisler içerisinde yaşarken anne babalar çocuklarına sundukları sevginin ve alakanın miktarı ile ilgili kafa karışıklığı da yaşayabilirler.

Toplumun içerisinde var yaşanan “Bir Sürü sarılma, şımarmasın “, “Belli Bir Süre katı ol ki her istediğini yaptırabileceğini sanmasın” benzeri birbirinden değişik görüş temelli iletiler da ebeveynlerin kaygılarını arttırabilir. Özellikle ebeveyn olma yeni sezon modelleri de çok yerleşmiştir toplumumuzda. Anne Adaylarımız ek olarak toleranslı ve müsaade veren, babalar ise kaideleri koyan ve sözü dinlenen bir oyun üstlenir çoğunlukla. Oysa çocuğa gösterilecek sevginin boyutu ve biçimi o denli karma karışık değildir.
Çocukların doğdukları andan gelişimlerinin aynı ritimde devam edip birer erişkin oldukları senelere civarı önem vermesi lazım gelen 2 basit kural vardır.
İlki çocukların sevgiye ve ilgiye gereksinim duyduklarıdır.

Anne karnında nihai derece güvende ve uslu bir ortamda yaşarken doğumla beraber hiç tanımadığı yüzlerin, seslerin meydana geldiği bir dünyaya selam der. Bu durum çocuk emelli yeteri civarı kolay değildir. Gördüğü ve deneyimlediği her şey onun emelli yenidir. Bu adaptasyon çağında çocuğun gereksinimi yaşanan en mühim kuvvet “güvenme” duygusudur. Çocuk, neye güvenip neye güvenemeyeceğini öğrenmeye çalışır. Bu dönemde anne ve babanın onun ihtiyaçlarına cevap vermesi ve sevgilerini hissettirmeleri bir sürü mühimdir.

İkincisi ise, çocukların sınırlara ve kurallara gereksinim duyduklarıdır. Çocuğun belirsizliğin içerisinde hudutlarını tanıması çok kolay değildir. Neyi nereye civarı yapabileceğini bilmek çocuğun davranışlarını örgütlü edebilmesi açısından mühimdir. Bir Takım zaman ebeveynler çocuklarına sınır koymanın onu rastgele bir şeyden yoksun etmek anlamına geldiğini düşünebilirler. İmkanları varken çocuklarına her şeyi sağlamak niyetinde olduklarını da söyleyebilirler. Fakat unutmamalıdır ki, çocuğun gereksinimi yaşanan sonsuz vericilik değil, verilenle neler yapabileceği becerisidir.

Ebeveynler çocuklarına yaşanan sevgilerini ölçme kriteri olarak onlara ne civarı düşkün olduklarını ifade ederler. Öncelikle çok düşkün olmakla çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak ilgi ve sevgi verme arasındaki farkı tartışmak gerekmektedir. Bir anne veya babanın en mühim sorumluluklarından biri çocuğunun aynı fizyolojik gereksinimleri benzeri duygusal ihtiyaçlarını da karşılamaktır. Çocuk, aç kaldığında beslenmesi gerekiyorsa, sevgiye aç olduğunda da sevgiyle beslenmelidir.

Anne ve babası emelli özel ve kımetli meydana geldiği farketmek çocuğun özgüvenini savunan bir vaziyettir. Fakat bu düşkünlük çocuğun ferdi sahasının içerisine girmeye başlıyorsa, o zaman özgüveni desteklemekten ziyade kösteklemeye başlar. Sözgelişi parkta öbür çocuklarla beraber kaydıraktan kaymak talep eden bir çocuğu varsayalım. Çocuğuna “bir sürü düşkün” yaşanan anne çocuğun düşmesinden, kayıp görmesinden kaygılanarak tek gitmesine müsaade vermez ve çocukla beraber park meydanına gider. Öbür çocuklar tek başlarına özgürce koşup oynarken onu savunan annesiyle beraber çocuk bir çeşitli gruba tam anlamıyla dahil olmak üzere olamaz çünkü her adımında annesi arkasında olduğundan bir süre akabinde öbür çocuklar kendisi arasında koşturmaya başlarlar. Bu örnekte de meydana geldiği benzeri bir takım zaman, çocukları gereğinden pek savunma çabasında olmak çocuğa kayıp verir bir boyuta gelebilir. Mühim yaşanan sevgi ve alakayı verirken çocuğa bununla beraber davranış alanları da bırakmaktır. Tersi taktirde çok korumacı anne babalar bebeklerinin bireyselleşmelerini geciktirmiş olurlar.
Neler yapılabilir?

• Çocuğunuzu savunma dair kendinizi frenleyin. Bazen öğrenmesi emelli azalması gerektiğini unutmayın.
• Bireyselleşmesi emelli ona imkan tanıyın. Ona minik sorumluluklar verin.
• Her şeyi onun yerine yapmayın. Bırakın, berbat de olsa bir takım birşeyler o kendisi başına yapsın.
• Dostlarıyla bir ihtilaf yaşadığında, taraf olmayın. Yalnızca dinleyin ve çocuğunuzun vakası değişik açılardan bakmasına destekçi olun.
• Bir Takım zaman başarısızlık yaşamasına müsaade verin. Böylelikle hakikat yaşamla tanışmasını sağlayın.
• Sorunları onun mahaline çözmektense, onun kendisi sıkıntılarını çözmesi emelli fırsatlar tanıyın.
• İhtiyacı olduğunda her an yakınında olacağınızı hissettirin. İhtiyacı olduğuna siz onun mahaline karar vermeyin.
• Ona sevginizi sunun; fakat sevginiz onun ferdi davranış etmesini engelleyecek boyutta olmasın.

Unutulmamalıdır ki, anne babaların çocuklarına bir sürü düşkün olmaları yalnızca çocuklar açısından değil kendileri açısından da negatif neticeler doğurabilir. Limitsiz fedakarlık sunan ebeveyn bir süre akabinde tükenmişlik hissine, kendisi özel hayatının yok meydana geldiği hissine kapılabilir. Ebeveyn ve çocuk birbirine yapışık tek beden haline gelmektense farklı ayrı ama ahenkle birlikte yer alan vücutlar şeklinde yaşamayı emel edinmelidir.



Etiketler: , ,
Genel
null
Özel Arama

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)


adana masaj salonu kütahya vişne fidanı